Lotus Nişantaşı D:33

Osteoporoz Nedir?

Anasayfa » Osteoporoz Nedir?

osteoporoz

Osteoporoz; vücuttaki kemiklerin sertliklerinin azalması, kalitelerinin bozulması sonucunda daha kırılgan ve zayıf bir hale gelmesinden kaynaklanan, iskeletin tamamını etkileyen bir rahatsızlıktır. Günümüzde insanların yaşam sürelerinin uzamasından ve yaşlı insan sayısının artmasından ötürü, en sık görülen rahatsızlıkların başında gelmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda, 50 yaşın üzerindeki her 5 erkekten 1 tanesinin, her 3 kadından 1 tanesinin yaşamının bir döneminde, kemiklerinde kırık sorunu yaşadığını ortaya koymuştur. Kemiğin gözenekli bir dokuya dönüşmesiyle beraber kemiğin erimesiyle ortaya çıkan osteoporozda, kemikler daha az yoğun ve dirençsiz hale gelmiş ve protein ağı kötüleşmiştir. Kemik lamellerinin azalması sebebiyle ortaya çıkan rahatsızlık, menopoz döneminde artış gösterir.

Osteoporoz neden önemlidir?

  • Günümüzde en fazla görülen kemik hastalığı olarak kabul edilir.
  • Yaşam sürelerindeki artıştan kaynaklanan sebeplerle osteoporoz ve buna bağlı kırıkların arttığı tespit edilmiştir.
  • Çağımızın önemli ekonomik ve sosyal problemleri arasında yer almaktadır.
  • Osteoporoz önlenebilecek ve tedavi edilebilecek bir hastalıktır.
  • Osteoporozlu olan ya da düşük kemik yoğunluğuna sahip olan hastaların çoğu, bunun farkında değildir.
  • Osteoporoz nedeniyle yılda çok sayıda kalça, omur, el bileği ve diğer vücut bölümlerinde kırıklar meydana gelmektedir.
  • Kalça kırığı geçirenlerin yaklaşık olarak % 20’si, 1 yıl içinde yaşamını kaybetmekte; % 30’u ise sakat kalmaktadır.

Osteoporoz, kadınlar ve erkekleri nasıl etkilemektedir?

Bu rahatsızlık genellikle kadınları etkileyen bir sağlık sorunu olarak görülse de, erkeklerin de bundan etkilendiği bilinmektedir. Osteoporoz açısından en büyük risk faktörü yaşlanmadır. Çağımızda gelişen teknoloji sebebiyle hastalıklar önlenebilmekte ve tedavi edilebilmektedir. Bu, insanların yaşam süresini uzatan bir unsurdur. Ancak yaşlanmayla artan diğer hastalıklar gibi osteoporoz da, sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Bu rahatsızlık sebebiyle hayatını kaybetme oranı, kanser ve kalp hastalıklarından sonra 3. sırada bulunmaktadır.  Bu yüzden, osteoporozdan korunmak için gereken önlemler alınmalıdır. Kadın ve erkeklerin, 45-50 yaşlarında kemik yoğunluk ölçümü yaptırması önerilmektedir. Osteoporoz açısından risk faktörlerine sahip olan kişilerin ya da kemik kırığı yaşayanların, taramadan geçmesi gerekmektedir.

Osteoporoz nedeniyle kemik kaybı, hangi yaşlarda başlıyor ve hangi organları etkiliyor?

Canlı dokular olan kemikler, kendi içinde yıkım ve yapım faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Bu süreç, kişilerde 30 yaşına kadar düzenli bir şekilde devam ederken, bu yaştan sonra kurulan dengeyle birlikte yıkım daha fazla olmaktadır. 30 yaşla birlikte kemik yoğunluğu, kadınlarda yılda % 0,5 oranında geri dönüşü olmayan şekilde gerçekleşmektedir. Bu durum, menopozla birlikte hızlanıyor ve kemik dokusu kaybediliyor. Bu da ilerleyen dönemde kemik kırıklarına sebep oluyor. Osteoporoz, vücutta en fazla yükü taşıyan omurları etkilemektedir. Elde edilen verilere göre osteoporoz; % 47 oranında omurlarda, % 20 oranında kalçada, % 13 oranında bileklerde, % 20 oranında diğer bölgelerde etkili olmaktadır. Omurları etkilediğinde çökme kırıkları oluştuğundan, ileri yaşla birlikte boyun kısalması kaçınılmaz olmaktadır. Bunun dışında, kalça ve diğer kemiklerde ölümcül sonuçlar veren kırıklar oluşabilmektedir.

Osteoporoz için risk faktörleri nelerdir?

Bu rahatsızlık için çok sayıda risk faktörü bulunmaktadır. Bunların içinde ırk, yaş, genetik yapı gibi değiştirilemeyecek olanlar bulunduğu gibi; sedanter yaşam, beslenme, sigara alışkanlığı gibi değiştirilebilir olan faktörler bulunmaktadır. Kişilerin büyüme ve gelişme döneminde yeteri kadar kalsiyum almaları, ilerleyen dönemdeki kemik yoğunluğunun korunması açısından son derece önemlidir. Vitamin ve minerallerin yetersiz alınması, sodyum, potasyum, kafein, alkol ve sigara gibi maddelerin aşırı tüketimi, osteoporoz açısından risk olarak kabul edilmektedir. Düzenli yapılacak egzersizler ise, kemik yoğunluğunu arttıran bir etkendir. Genel olarak risk faktörlerini belirtecek olursak;

  • Küçük kemikli kadınlar,
  • Açık tenli kişiler,
  • Ailede kalıtsal olarak osteoporoz rahatsızlığının olması,
  • Diyabet hastalığı,
  • Böbrek hastalığı, karaciğer sorunları ve tiroit bezi bozuklukları,
  • Antiasitler, kortizon, epilepsi ilaçları ve diüretiklerin kullanımı,
  • Sigara alışkanlığı ve alkol tüketiminin olması,
  • Güneş ışığına az maruz kalmak.

Osteoporoz tanı yöntemleri nelerdir?

Bu rahatsızlığın tanısı, kemik mineral yoğunluğunun ölçümü ile yapılmaktadır. Kişiler, kemik mineral yoğunluğuna göre 3 farklı kategoride sınıflandırılmaktadır. Bunlar; normal olanlar, düşük kemik kütlesi, yani osteopeni ve osteoporozdur. Kişide kemik mineral yoğunluğunun düşük olması, kırık riskini arttıran bir etkendir.

Osteoporozdan korunma yolları nelerdir?

İleri yaşlarda bu rahatsızlıktan korunmak için, çocukluk çağında başlayan ve yaşam boyu devam etmesi gereken tedbirler alınmalıdır. Bundan korunabilmek için; yeteri kadar kalsiyum almak, düzenli olarak egzersiz yapmak, kadınlarda östrojen düzeylerini, erkelerde testosteron düzeylerini sağlamak gerekir. Çocukluk döneminde, adolesan dönemde ve gen erişkinlik çağında güçlü kemiklerin sağlanması, ileri yaşla birlikte osteoporoz gelişiminden korunmak için gerekmektedir. Kişilerin düzenli fiziksel aktivite yapması, kemiklerin kuvvetini arttırıcı en büyük etkenlerden biridir.

Osteoporoz bulguları nelerdir?

  • Kişilerde kronik bir sırt ağrısı meydana gelir.
  • Omurları etkilediğinde boy kısalması yaşanır.
  • Özellikle akşamları bacak krampları yaşanması,
  • Diş kayıpları ve diş eti problemlerindeki artış olması.

Menopoz sonrası osteoporoz tedavisi nasıl olur?

  • Osteoporoz tedavisi için kullanılmasa da, hormon replasman tedavisi, menopoz semptomlarını ortadan kaldırırken, osteoporoz açısından koruyucu etki yapar.
  • Kalsiyum ve kalsitonin hormonu alınması,
  • Bifosfonat türevi ilaçların kullanılması,
  • Günlük olarak 1500 mg Ca ile 400 IU vitamin D alınması,
  • Uzun yürüyüşler yapılması,
  • Sağlıklı bir diyet programı uygulanması,
  • Sigara alışkanlığının terk edilmesi,
  • Egzersizlerin düzenli bir şekilde yapılması.
tr_TRTurkish
×