Lotus Nişantaşı D:33

Doğal Siklüste Tüp Bebek Uygulaması

Anasayfa » Doğal Siklüste Tüp Bebek Uygulaması

doğal-siklus-ve-tüp-bebek

Doğal Siklus ile Tüp Bebek Nedir?

Doğal sikluste tüp bebek tedavisi, over rezervleri kısıtlı olan, geçmiş tedavi öykülerinde üçten fazla oosit sağlanamamış durumlarda tercih edilen bir yardımcı üreme tedavi yöntemidir.

Doğal sikluste tüp bebek uygulamasının avantajlı olacak tarafı ise ilaç maliyetlerinin oldukça az olmasıdır. Folikül adı verilen, oositi yani yumurtayı barındırdığı düşünülen yapı ultrason yardımı ile izlemde belirli bir hacme erişince oldukça sayılı miktarda uyarıcı hormon ve folikülün kendi kendine çatlamasını engelleyecek antagonist ismi verilen ilaçlar uygulanarak oosit sağlamaya çalışmaktır.

Güç olan kısmı ise her takip evresinde oosit elde etmenin zor olmasıdır. Bu sebep dolayısıyla da transfer aşamasına dek tedavi ugulaması sürdürülemeyebilmektedir. Bazı verilere göre yüzde onluk bir oranla hamilelik elde edilebildiği belirtilmiştir.

Bunun yerine hafif uyarı yöntemi ile, yani düşük dozda hormon uygulanarak oldukça az bir zamanda ve oldukça az enjeksiyon uygulanarak birkaç yumurta elde edilebilmektedir. Bu şekilde foliküllerin kendi kendine çatlayarak yumurta sağlanamaması ihtimali azaltılmaktadır. Anne adayının hamilelik ihtimalini yükseltmeyen ve kişiyi oldukça sıkabilen sürelerde yüksek dozajlarda ilaç kullanma şartından korunmuş olunur.

Doğal siklus ile tüp bebek neden uygulanır?

Tüp bebek tedavilerinin anne ve baba adaylarına maddi açıdan oldukça yük olması sebebiyle bilinen ve yaygın olarak uygulanan tedavi yöntemlerinin dışında da makul ve kolay yöntemler de geliştirilmeye çalışılmaktadır. Bunlardan biri de ilaçsız (natürel) tüp bebek tedavi yöntemidir.

Tüp bebek tedavisindeki masrafların oldukça etken bir bölümünü yumurta geliştirmek için kullanılan ilaçlar kapsar. Bu ilaçlar hastadan hastaya değişebilse de yaklaşık olarak 1000-2000 TL arasında tutmaktadır. Yüksek dozda ilaç uygulanması ile birden fazla yumurta geliştirilen anne adaylarında, aktarılabilecek embriyo sayısı çoğalmaktadır. Bu sebeple çoğul gebelik riski artar, ancak hamileliğin oluşma oranı da artar. Bu sebeple tüm Dünya ülkelerinde standart tedavi yöntemi olarak yüksek dozda ilaçlar uygulanır.

Fakat ilaçların dozu ne kadar yüksek olursa olsun, bu tedavi protokollerine olumlu yanıt vermeyen hasta grupları da mevcuttur. Normal adet gören anne adaylarında doğal sikluslarda bir yumurta gelişebilir, ancak bu hasta grubunda uygulanan tüm tedaviler ve kullanılan onca ilaca rağmen, bir ya da iki yumurtadan fazlasının gelişmesi mümkün olmayabilir. Bunun dışında bu yumurtaların kalitesi de çoğunlukla istenildiği gibi bir kalitede olmaz. Bunların neticesinde döllenme ihtimalleri düşük olmakta, transfer gerçekleştirilen hastalarda ise hamileliğin gerçekleşme olasılığı az olmaktadır. Bunlar özellikle menopoz dönemine yakın hastalar ile erken yumurtalık yaşlanması mevcut olan hastalarda görülür. Bu hasta grubunda bilinen tedavi yöntemlerini uygulamak yararlı olmayacaktır. Bu hastalarda hiç ilaç uygulanmadan kendi kendine gelişen yumurtayı olgunlaşınca almak ve mikroenjeksiyon yöntemi ile döllemek doğal siklusta tüp bebek tedavisi olarak siimlendirilen, tedavi yöntemidir. İlaç kullanılmadığı için bu masraf da olmadığından ya da en minimum düzeyde tutulduğundan bu grup anne adayları için daha tercih edilebilir bir seçenektir.

Sadece doğal siklusta vücudun kendi yumurtayı çatlatma sistemi çalışır. Bu sebeple de yumurtanın döllenmeye hazır olduğu zamanı saptamak oldukça güçtür. Kimi zaman planlanan yumurta alımı işlemi esnasında, yumurtlamanın daha önceden gerçekleştiği fark edilebilir. Bu durum da; mikroenjeksiyon işlemi için yumurta alınamaması manasına gelir.

Yumurta toplama işleminin sağlanabilmesi ve sağlıklı kullanılabilir bir yumurtanın elde edilebilmesi için, yumurtanın belirli bir olgunluk seviyesine erişmiş olması, fakat çatlamamış olması gerekmektedir.

Natürel siklusta ise yumurta belirli bir boyuta eriştiğinde, yumurtlama uyarısına yol açan LH hormonu seviyesi yükselir ve yumurtanın son olgunluğuna erişmesine ve çatlamasına yol açmaktadır. Fakat LH hormonunun hangi zaman yükseldiği çok büyük bir titizlikle takip edilmelidir. İdeal bir takipote, yumurta ortalama olarak 17 mm bir hacime erişmesinin ardından, LH hormonu yükselmeden hCG ilacı uygulanarak yumurta toplama işlemi gerçekleştirilebilir. Şayet LH hormonu bu vakitten önce kendi kendine yükselirse, bu durumda hormonun en yüksek seviyeye ne zaman ulaştıuğı öğrenilerek 24 saat dolmadan yumurta toplama işlemi uygulanabilir. Şayet yumurta toplama uygulaması erken gerçekleştirilir ise olgun olmayan bir yumurta toplanmış olacak ve tedavide başarı ihtimali belirgin bir oranda azalacaktır. Bunun tam aksine, şayet toplama uygulaması için gecikilirse yumurta çatlamış olacaktır.

Doğal siklusta ICSI uygulamalarıneda hamilelik ihtimali, yalnızca belirli bir düzeyde seyreder. Natürel siklusta ICSI uygulaması ile %15’e dek çıkabilecek bir oranla hamilelik sağlayabilmek mümkündür. Fakat bu oran, embriyo transferi uygulanan anne adayları için elde edilen hamilelik oranını temsil eder. Tedaviye başlayan anne adaylarının yaklaşık %60-70’lik bir oranında yumurta sağlanabilir. Bunun yanında her yumurta da kaliteli olmaz, bu sebeple de döllenme gerçekleşmez. Fakat tedaviye başlayan anne adaylarının ortalama %40-50’lik bir oranında transfer edilebilecek embriyo elde edilebilir.

Netice olarak, natürel siklusta ICSI uygulaması sınırlı başarı şansına rağmen, tedavi ihtimalini devam ettirmek isteyen anne ve baba adayları için kolay, pratik ve daha az maliyetli bir alternatif yardımcı üreme yöntemidir. Natürel siklus uygulaması alternatifi, yumurtalık rezervi az olan anne adayları için, kesinlikle denenmesi gereken ebir yöntemdir.

tr_TRTurkish
×